Masabaşı istemiyorsanız bu meslekler tam size göre

Hayatın büyük bölümü işte geçiyor. Üniversite adayları, meslek tercihlerini yaparken bir anlamda yaşamlarını da belirleyecek. Mutluluğu ve …

By

Hayatın büyük bölümü işte geçiyor. Üniversite adayları, meslek tercihlerini yaparken bir anlamda yaşamlarını da belirleyecek. Mutluluğu ve başarıyı yakalamak için bugünün üniversite adaylarının kendilerine en uygun mesleği seçmeleri gerekiyor. Uzmanlara göre en doğru iş seçimi, adayın karakterine en uygun olanı. “Ben masabaşı insanı değilim” diyen adaylara becerileri ve ilgi alanları doğrultusunda sahada, yani sokakta ya da doğada yapabilecekleri en popüler meslekleri bu işi yapanlara sorduk. Tercihini aktif işlerden yana kullanmak isteyen adaylar için bu mesleklerin püf noktalarını işin erbapları yanıtladı:

GAZETECİLİK MUHABİRLİKTİR SOKAKTIR
Celal Korkut (42 yıllık gazeteci, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi mezunu, Hürriyet Gazetesi İstihbarat Müdürü): İlk günden bu yana hiç eksilmeyen heyecanım var. İyi bir haberi yakalayıp, dört dörtlük toparladıktan sonra bunun gazetede güzel bir şekilde yer alması, ertesi gün her yerde benim haberimden söz edilmesi büyük bir tatmin. Gazetecilik, muhabirliktir. “Gazeteci olunmaz, gazeteci doğulur” denir. Ama bu söz doğru değil. Kimse annesinin karnından gazeteci doğmaz. Fakat bu tespit, gazetecilik mesleğinde doğuştan gelen birtakım yeteneklere ihtiyaç olduğunu gösterir. Örneğin; merak duygusu, gazetecilik mesleği açısından son derece yararlıdır. Günümüz dünyasında, kişinin kararlı bir biçimde talep etmesi ve sağlam bir eğitimden geçmesi şartıyla öğrenilemeyecek şey yok gibi. Bu bakımdan, gazetecilik de öğrenilebilir bir meslektir ve iletişim fakülteleri bu iş için kurulmuştur. Ancak, bu okullarda verilen eğitimin, iyi bir gazeteci olmak için yeterli olduğunu söylemek son derece yanıltıcı. İletişim fakültelerinin en büyük eksikliği, meslekten gelen eğitmenlerin olmaması ve uygulama yapılmaması. Ancak her alanda kendinizi  yetiştirmek için çabalarsanız evrenselstandartlara sahip, uluslararası gelişmelerin bilincinde, haber diline hakim bir muhabir olabilirsiniz. Mesleğin ileriki yıllarındaysa bölüm şefi, müdürü, yazı işleri müdürü hatta genel yayın yönetmeni olmak mümkün. Ama hiçbir şey bir muhabirin güzel bir haberi toplayıp gazetede değerlendirilmesi kadar mutluluk ve tatmin duygusu vermez. Mesleğinin en büyük artısı herkesten önce bilgiye ulaşmaktır. Farklı sektörlerden insanlarla tanışmak, gelişmeleri anında öğrenmek de heyecan verici. Mesleğe başladığım 42 yıl önce ile şimdi arasında dağlar kadar fark var. O zaman gazetecilik çok daha farklıydı. Haber kaynaklarıyla ilişkiler her zaman mesafeliydi. Gazeteciliğin riskleri de var elbette. Yaptığınız haber birilerinin işine gelmiyorsa, rahatsız ediyorsa size düşmanlık besleyebilirler. Abdi İpekçiler, Uğur Mumcular, Çetin Emeçler ve diğerleri doğruların peşinde koştukları ve doğruyu yazdıkları için hedef seçildiler. Siz haberinizi sağlam delillerle, belgelerle yaparsanız hiç çekinmeden arkasında durun. Haber nedeniyle saldırıya uğrarsanız adalet de emniyet de medya sektörü de arkanızda durur.

BU MESLEKTE ÖĞRENMENİN SONU YOK
Yunus Yıldız (2 yıllık turist rehberi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Turizm Rehberlik mezunu): Her meslekte olduğu gibi bizde de eğitim ciddiye alınmalı. Turizm rehberliği, sevilerek yapılacak mesleklerden biri. Bu meslekte öğrenmenin sonu yok. Tarih, mimari, sosyoloji, siyaset, coğrafya, psikoloji… Saymakla bitmeyen alanlarla ilişkisi olan, genel kültürün sürekli geliştirilmesi ve yenilenmesini gerektiren bir öğrenme sürecimiz var. Çalışma şartları yorucu. Bazen günün 24 saati çalışmak gerekiyor. Birçok insanla tanışmak hem çok değerli hem de çok zor. Büyük sabır istiyor. Aynı zamanda da hep ilgili, enerjik ve pozitif olmayı gerektiriyor. İnsanları seviyorsanız, her türlü bilgiye ilginiz ve merakınız varsa, yeni yerler görmekten hoşlanıyorsanız ve yorgunluğa direnciniz yüksekse oldukça zevkli bir meslek diyebilirim. Benim de bu mesleği tercih etmemin sebebi bunlar. Ülkemi en doğru şekilde temsil etmenin benim için değeriyse büyük. Mesleğin dikkat gerektiren tarafı aksiliklere, eksikliklere ve krizlere karşı hızlı tepkiler verebilmek. Yani sadece insan ilişkilerinden değil, operasyonel anlamdaki bütün aksaklıklar ve problemlerden de siz sorumlusunuz. Bunun yanı sıra çok önemli diğer bir konu da ekonomik anlamda hep fay hattında olmanız. En ufak bir politik kriz, afet, hastalık gibi olayda ilk darbe yiyen sektörlerden biri unutmamak gerekir ki turizm. İşsiz kalmak, önünü görememek, turizm rehberliği mesleğinin olumsuz yanlarından biri.

İŞİMİZİN EN ZOR TARAFI AİLEDEN UZAK OLMAK
Zafer Akbulut (22 yıllık kılavuz kaptan, İTÜ Denizcilik Fakültesi mezunu – Türk Uzak Yol Gemi Kaptanları Derneğİ Genel Sekreteri): Mesleğe başlarken üniformadan etkilendim. Denizi de sevdiğim için bu mesleği tercih ettim. Denizde olmak benim için bir tutku. Özgüveni çok yüksek bir meslek. Ülke bayrağını ülkelerin başkanları ve gemi kaptanları taşır sadece. Gemi sahibi dahil kimse kaptanın işine karışamaz. Gemiciliğin en zor tarafı aileden uzak kalmak. Ama kaptanlık maddi ve manevi olarak tatmin edici bir meslek. Gemicilikte kaza riski çok düşük. Gemiler limanda batar sözü doğru. Açıkta iki geminin çarpışma olasılığı milyarda bir diyebilirim. Artık gemi yolculukları teknoloji sayesinde gün sayısı olarak azaldı. Ayrıca özlem duygusunu da yine teknoloji sayesinde giderebiliyorsunuz. Yani gemicilik eskisi kadar zor bir meslek değil. En büyük avantajı geminizin ve kendinizin patronu olmanız. Minnetiniz yoktur. Mesleğin en zor kısmı ise kötü hava koşulları. Okyanusta fırtınaya yakalanabilirsiniz. O koşullarda yemek yemekte bile zorluk çekebilirsiniz. Ama tüm bunlar deneyim ve teknoloji sayesinde nispeten çözülebilen konular.

SABIR VE EMEK GEREKTİRİYOR
Ali Sarıbal (7 yıllık ziraatçi, Uludağ Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma mezunu): Ziraat mühendisliği; canlıyla uğraştığınız, yaşamı beslediğiniz, hayata katkı sağladığınız önemli ve her zaman geleceği parlak bir meslek. Bu işi yapmayı, sahada olmayı ve kendinizi geliştirmeyi istiyorsanız ziraat mühendisi olun. Yoksa puanı diğer mühendislik alanlarına göre düşük olduğu için seçmeyin. Bizim aile mesleğimiz olduğu için ben seçtim ve çok mutluyum. Yabancı dil bilen, saha tecrübesi olan bir ziraat mühendisi olarak bugün ihracat yapıyor, uluslararası platformda kendimi gösterebiliyorum. Bu meslek, böyle daha değerli. Mesleğimiz bitki ve hayvanlarla uğramak olduğu için hem çok zor, hem de çok keyifli. Tüm mesleklerde olduğu gibi sabır ve emek gerektiriyor. Canlı hayatıyla uğraştığınız için bu emek ve sabır daha zorlayıcı. Ne tuhaf ki yine canlıyla uğraşmak keyif veriyor insana. Hayatı yetiştiriyor, hayata katkı sağlıyorsunuz. Bunun manevi olarak hissettirdiği büyük bir güç var. Elbette sorumluluk da. Diğer taraftan ziraat mühendislerine ihtiyaç olan yerlerde bunların yerini gıda mühendisleri ve veterinerler alıyor. Türkiye gibi tarım potansiyeli yüksek bir ülkede ziraat mühendislerinin hak ettikleri önemi gördüğünü düşünmüyorum. Unutmamak gerekiyor ki ziraat mühendisliği insan, hayvan, bitki farkmeksizin yaşamı besleyen bir meslek. Ziraat mühendislerine her zaman ihtiyaç olacaktır.

SORUMLULUĞUMUZ ÇOK FAZLA
Mert Sunman (6 yıllık inşaat mühendisi, Dumlupınar Üniversitesi İnşaat Mühendisliği mezunu): İnşaat mühendisliği dışarıda yapılan işler arasında en çok sorumluluk isteyen mesleklerden biri. Çalışırken serbest olmak güzel ama sorumluluğu çok büyük bir meslek. Ekip, şantiye sizden soruluyor. Sorumluluk duygunuz ve organizasyon yeteneğiniz yüksek olmalı. Konut yaparken kendim oturacakmışım gibi düşünüyorum. Bir yapıyı kurmak, onun tamamlandığını görmek heyecan verici. Adeta bilgisayarda strateji oyunu oynamak gibi. İş planınızı kuruyor, kafanızda inşaatı yapıyor, sonra insan hayatını gözeterek en kaliteli ve güvenli şekilde çalışmanızı ortaya koyuyorsunuz. Kendi eserinize hayat veriyorsunuz. Birçok insan hayatında bir defa ev satın alır. Sizin yaptığınız bir evde insanların uzun yıllar yaşayacaklarını düşünerek bir bina inşa etmenin önemi büyük. İnsana hizmet etmek çok güzel hissettiriyor. Ancak şantiyelerde sıcak, soğuk, yağmur, çamur demeden çalışmak zor. Üstünüz başınız kirlenir, bedeniniz yorulur. Ayrıca kendinizi mesleki açıdan geliştirmez, sadece imza vermek için şantiyelerde bulunursanız, emektar ustalardan daha az bilgi ve daha az gelirle yaşarsınız. Çoğu inşaatlarda şantiye ustaları, inşaat mühendislerinden daha fazla yevmiye alırlar. Daha çok bilgi ve saha tecrübesine sahiptirler çünkü. Bunun yanı sıra yeni inşaat mezunu çok olduğu için sektörde ücretler düştü. Dönemsel olarak mühendis ihtiyacı da azaldı. İyi bir mühendisseniz farklı inşaatlarda 30 bin metrekare sınırlamasıyla çalışabilirsiniz ya da çok iyi bir inşaat şefi olarak fark yaratabilirsiniz. Yoksa müteahhitlerin sadece imzanız için sizinle çalıştığı, ustalardan daha az kazanan bir inşaat mühendisi olma riskiniz var.

SABIRLI VE KONTROLLÜ OLMAK ŞART
Ertuğrul Erdem (1 yıllık otobüs kaptanı, Karabük Üniversitesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu mezunu): Uzun ve kısa mesafe şoförlüğü yapıyorum. Araç kullanmayı çok sevdiğim için bu mesleği seçtim. Karabük Üniversitesi Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Otobüs Kaptanlığı’ndan mezun oldum. Arazi şartları, araç donanımı ve yol mesafesi mesleğimizde zorluğu belirleyen koşullar. Yaz, kış her türlü hava koşulunda farklı tür ve markalardaki ağır taşıtları kullanabiliyorum. Sekiz ila 16 saat arasında yol almak benim için bir keyif. Mesleğimi severek yapıyorum. Bu mesleği seçmek isteyenlere sabırlı ve kontrollü olmalarını öneririm. Çabuk sinirlenen bir karakteriniz varsa hem sizin için hem de diğer araçların sürücüleri için hayat çok zorlaşır. Üstelik insan canı taşıyorsunuz. Bunun sorumluluğu üzerinizde olmalı. Benim her gün tek bir amacım var. O da sağlıklı ve güvenli bir şekilde taşıdığım insanları bir yerden bir yere ulaştırmak. Bunu en doğru şekilde yapmak, benim işimden daha da keyif almamı sağlıyor. Unutmamak gerekiyor ki iyi bir sürücü olmanın yolu, sabırlı ve kontrollü araç kullanmaktır. Böylece emeğinizin karşılığını sevdiğiniz işi yapmanın hazzıyla alırsınız.

PES ETMEDEN ARAŞTIRMAYI SEVMELİ
İbrahim Semih Onur (8 yıllık antropolog, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Antropoloji mezunu): Antropoloji, alışılagelmiş bir alan değil. Kültürler ve insanlık tarihiyle ilgili araştırmalar yaparken kendinizi özgür hissedip, pek çok bilgiye ulaşıyorsunuz. Bir antropolog canlılığın var oluşundan itibaren dünü, bugünü ve yarınını sosyal ve biyolojik perspektiflerden neden, niçin, nasıl sorularıyla aydınlatmaya çalışır. Genellikle çalışma konusu fosiller, hayvan ve insan iskeletleri, sosyokültürel araştırmalardır. Kültür Bakanlığı’na bağlı özel ve devlet müzelerinde, yine bakanlığa bağlı kazı projelerinde uzman veya araştırmacı olarak, belediye ve uluslararası kazı ve araştırma projelerinde uzman olarak, yeni gelişen ve önü açık olan adli antropoloji alanında, özel sektörde halkla ilişkiler veya Ar-Ge projeleri gibi birçok alanda iş imkânı bulmak mümkün. Çok fazla yer gezebilir, yeni insanlara, yeni yerlere, bilinmeyen hayatlara ulaşabilir. Toprağın kitap kapağı gibi örttüğü hikayeleri, yıllar sonra açarak okuyup anlamlandırmaya ve anlatmaya çalışmak mesleğin güzel yönü. Maddi olarak tatmin edici bir meslek değil. İş imkânı çok fakat işe verilen öncelik az. Bu meslek, pes etmeden araştırmayı, öğrenmeye aç olmayı, okumayı sevmeyi gerektiriyor. Her şeyden önemlisi başta kültür varlıkları olmak üzere dünya üzerinde bulunan canlı ve cansız her şeyle barışık ya da en azından bunlara saygılı olmayı öğreniyorsunuz.

ARKEOLOG MERAKLI OLMALI
Süha Cura (7 yıllık arkeolog, Uludağ Üniversi tesi Arkeoloji mezunu): Arkeologlar, toprak altında kalmış kültür varlıklarını gün yüzüne çıkararak geçmiş hakkında bilgi toplar. Fakat aslında dün bile arkeolojinin konusudur. Bir tarihçi nasıl birincil kaynak olarak yazılı metinlerden bilgi topluyorsa, arkeologlar da insan elinden çıkma her türlü kültür varlığından geçmişe  dair bilgi topluyorlar. Arkeolojiyeolan merakım, insanların teknoloji olmadan, başka bir deyişle primitif sayılacak teknolojilerle sorunlara nasıl çözüm bulduklarını merak etmekle başladı. Evleri nasıl yaptılar, nasıl avlandılar, kılık kıyafet nasıl gelişti gibi soruları merakıma örnek olarak verebilirim. Daha sonra bu sorularla beraber farklı uygarlıkların kültürleri ve bu kültürlerin ortaya çıkardığı sanat eserleri beni büyüledi. Bu konuların cevaplarını arkeolojide aramaya başladım. Arkeolojinin en güzel kısmı, toprak içinden bir kültür varlığı çıkardığınızda bunun ilk şahidi olmanız diyebilirim. Ayrıca küçücük bir parçadan bile, örneğin kırık bir seramik parçası, geçmişe dair bilgiler elde etmek çok keyifli geliyor. Mesleğimizle ilgili hala ön yargılar var. Birçok insanın arkeologların defineci olduğunu düşünmesi ya da bu mesleği boş bir uğraş olarak görülmesi üzücü. İş olanaklarımız kısıtlı. Ama devlette, üniversitelerde hatta özel sektörde kısıtlı da olsa iş sahası var. Arkeolog sadece arkeoloji alanında değil; fotoğraf, jeoloji, epigrafi, botanik, mimari, sanat ve daha pek çok farklı alanlarda kendini geliştirmeli. Bu donanıma sahip birinin işsiz kalacağını düşünmüyorum.

SÜREKLİ EĞİTİM ALIYOR SAĞLIĞIMIZA ÇOK DİKKAT EDİYORUZ
Murat Ersoy (17 yıllık pilot, Anadolu Üniversitesi Sivil Havacılık Yüksekokulu Pilotaj Bölümü mezunu, Türkiye Havayolu Pilotları Derneği Başkanı): Mesleğim benim için bir tutku. Mavi gökyüzüne baktığınızda devasa bir metal yığınını uçurmanın tutkusu olmadan bu meslek yapılamaz. 1998 yılından bugüne birçok kısa ve uzun uçuş yaptım. Uçuş yapmadığımda özlem duyuyorum. Pilotluk sıfır hata ister. Kendi canından ve insan yaşamından sorumlu olunan bu meslek maaşlarla özdeşleştirilmez. Havacılık, kendinizi geliştirmeniz ve sağlığınıza çok dikkat etmeniz gereken bir meslek. Yılda iki defa simülasyon eğitimlerine katılıyoruz. Yeni çıkan dökümanları takip ediyoruz. Başa gelebilecek tüm ihtimalleri test edip çözüm için çalışıyoruz. Yani tek işimiz uçak uçurmak değil. Yenilikleri takip için bol bol ders çalışmamız da gerekiyor. Ayrıca altı ayda bir check-up’a giriyoruz. Saat limitlerimiz oluyor ve ayda sekiz gün izin yapıyoruz. Diğer taraftan bayram ve özel günlerde de çalışıyoruz. Zaman mefhumumuz yok. Dünya kültürlerini keşfetmek ise artı yönü. Dünya insanı olabiliyorsunuz bu meslekle. Çok zor bir meslek ama tutkunuz varsa uçabilmek sizin en büyük motivasyon oluyor. Uçaklar, istatistiki bilgilere göre yüzde 2’lik risk oranıyla en güvenli taşıtlar. Ancak, hata yapmamak gerekiyor. Bunun için de sürekli ders çalışmalı, yenilikleri takip etmeli ve tutkunuzu yitirmemelisiniz.

You may also like